Kurumsal alanda Türk tiyatrosuna yeni dinamikler kazandırmayı, örnek oluşturmayı öncelikli hedeflerinden biri olarak gören Kocaeli B. B. Şehir Tiyatroları, bu geleneğine ve de kuruluş yapısına uygun bir öneriyle katılıyor, bu yılki festivale. Bir ses tiyatrosu örneği olarak kurgulanan oyunumuz, öncelikli olarak ses üzerinden seyirciyle “birlikte iyi bir gelecek sorgulaması” gerçekleştirmeyi amaçlıyor.
Orta Asya’da yeni bir yurt aramak için Batı’ya yürüyüşe hazırlanan on binlerin kendi kaderleriyle birlikte eski dünyanın da kaderini değiştireceği büyük göçün başlangıcında yazıya geçirilmiş olan Irk Bitig, bozkırın savaşçı ve avcı topluluklarının doğa, hayvanlar ve birbirleriyle olan ilişkilerini özetleyen bir metin…
65 paragraftan oluşan ve her paragrafın sonunda “bu iyidir” ya da “bu kötüdür” diye biten, kendini sürekli tekrar eden yapısıyla bu kehanet metni, geleceğin vaat ettiklerini karşılamaya hazırlıklı olmayı gerektiriyor. Bu anlamda, soru sorma gücünü ve cesaretini, seyirci ve oyuncu arasında yorumun varlığını, yoruma olan inancı, bu metin üzerinden hazırlanmış oyun metnine taşıyor.
Metnin kendi tonalitesi içinde, seslerden, sözlerden, kehanette bulunanla/bulunduran arasındaki ilişkiden bir ses tiyatrosu örneği çıkıyor karşımıza… Seyircinin de katılımını – geleceğe dair soru sormasını gerektiren bu sahneleme, tiyatro sahnesinde yeni bir estetik öneri sunuyor izleyenlere…
Geleneği, tarihi, kültürü oluşturan değerlerden yola çıkarak, tüm değerleri yeniden okuma önersi sunan bir oyun kurgulandı. Geçmişe bakarak geleceği yeniden ve birlikte okumak istedik. Gelenekselin özünü kavrayarak çağdaş disiplinler üretmek isteyi de bu çalışmanın sanatsal açılımı.

Öncelikle ses. Neden ses? Çünkü içselleştirdiğimiz her türlü geçmişi beden bilgisi üzerinden yansıtabilmek için. Bizce beden, tarihi belleği içeriyor. Beden; hem kişisel tarihi, hem de toplumsal tarihi belki de en yorumsuz biçimde seyredebilmemiz için sahnede.
Sahnedeki sorularımız somut olacak. Dillenme biçimimiz soyut. Çünkü daha kendi sesimizi duymadık. Önce onu duyacağız. Sonra dile dökeceğiz. Biz sesimizi arıyoruz. Bu bir deneysel tiyatro örneğidir. Kendi çıplak sesimizi bulmaya, onu sevmeye ve sonra herkes için anlamlandırmaya yöneleceğiz....
Sahnede olan duruş, sanatsal ve toplumsal olarak kendi adına “olana, sıradana, yeni sorulara cevap veremeyen düzene” karşı bir direniş duruşudur. Yuttuğumuz sesi, bulma çabasıdır. Katılıma açıktır.
Metnin kendi tonalitesi içinde, seslerden, sözlerden, kehanette bulunanla/bulunduran arasındaki ilişkiden bir ses tiyatrosu örneği çıkıyor karşımıza… Seyircinin de katılımını – geleceğe dair soru sormasını gerektiren bu sahneleme, tiyatro sahnesinde yeni bir estetik öneri sunuyor izleyenlere…
Geleneği, tarihi, kültürü oluşturan değerlerden yola çıkarak, tüm değerleri yeniden okuma önersi sunan bir oyun kurgulandı. Geçmişe bakarak geleceği yeniden ve birlikte okumak istedik. Gelenekselin özünü kavrayarak çağdaş disiplinler üretmek isteyi de bu çalışmanın sanatsal açılımı.

Öncelikle ses. Neden ses? Çünkü içselleştirdiğimiz her türlü geçmişi beden bilgisi üzerinden yansıtabilmek için. Bizce beden, tarihi belleği içeriyor. Beden; hem kişisel tarihi, hem de toplumsal tarihi belki de en yorumsuz biçimde seyredebilmemiz için sahnede.
Sahnedeki sorularımız somut olacak. Dillenme biçimimiz soyut. Çünkü daha kendi sesimizi duymadık. Önce onu duyacağız. Sonra dile dökeceğiz. Biz sesimizi arıyoruz. Bu bir deneysel tiyatro örneğidir. Kendi çıplak sesimizi bulmaya, onu sevmeye ve sonra herkes için anlamlandırmaya yöneleceğiz....
Sahnede olan duruş, sanatsal ve toplumsal olarak kendi adına “olana, sıradana, yeni sorulara cevap veremeyen düzene” karşı bir direniş duruşudur. Yuttuğumuz sesi, bulma çabasıdır. Katılıma açıktır.